Türk Havlusu Tanıtımında 1 Milyar Kişiye Ulaşıldı

TİM başkan Vekili ve DENİB Başkanı Süleyman Kocasert,  Denizli ihracatında 8 sırada yer alan Çin’in sadece tedarik merkezi değil aynı zamanda büyük bir pazar olduğunu anlattı. Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesi için önemli adımları atıldığını belirten Kocasert, markalaşma çalışmalarında ise Türk Havlusunu başarılı bir şekilde dünyaya tanıttıklarını, Mayıs ayından günümüze kadar 1 milyar insana ulaştıklarını kaydetti.

EKONOMİ 04.01.2018, 16:43 04.01.2018, 16:49
Türk Havlusu Tanıtımında 1 Milyar Kişiye Ulaşıldı

HABERDENİZLİ.COM

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan vekili ve Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB)Başkanı Süleyman Kocasert,2017 yılında gerçekleştirilen ihracat rakamlarını değerlendirdi. DENİB Genel Merkezinde düzenlenen toplantıda konuşan Kocasert,  ihracatın 500 Milyar Dolar hedefine ulaşabilmesi için ARGE İnavasyon ve markalaşma çalışmalarına önem verilmesi gerektiğini vurguladı.  3 yıl önce Türk havlusuyla ilgili markalaşma çalışmalarına başladıklarını hatırlatan Kocasert, bu konuda meyveleri toplamaya başladıklarını belirtti.

1 MİLYAR KİŞİYE ULAŞILDI

 ‘Turkish Towel Branding’ adı altında büyük bir kampanya başlattıklarını belirten DENİB Başkanı, “bu çalışma Türkiye’nin en değerli markalaşma projelerinden biri olarak kabul ediliyor.  Bilhassa Basketbolda  ‘Final Four’, ardından teniste Mariya Şarapova’nın müsabalarındaki faaliyetlerimizle canlı yayınlar, bant yayınları ve  sosyal medya tıklamaları ile Türk havlusu marka çalışmaları Mayıs ayından bugüne toplamda 1 milyarın üzerinde insana ulaştık. Bu yeryüzünde 8 insandan birinin Türk havlusuyla temas etmesi demek.” İfadelerini kullandı. 

“40 DOLARA HAVLU SATAN ÜLKE VAR”

Türkiye’nin geleceğinin önce AR-GE’de daha sonra ise tasarım ve markalaşmada olduğunu belirten Kocasert,  Geleneksel yöntemlerle İhracatın ulaşacağı rakam 200-300 milyar dolar aralığındadır. Eğer bu rakamların üzerine çıkmak istiyorsak, 500 milyar dolar hedefine ulaşmak istiyorsak mutlak surette önce AR-GE’ye sonra İnavasyona daha sonra ürünlerimizin içine tasarımı katmalı ve bunu markayla taçlandırarak dünya arenasında yerimiz almalıyız.  Buna örnek verecek olursak şuan biz 8  buçuk dolara havlu satışı yapıyoruz.  bu havluyu 40 dolara satan çeşitli ülkeler ve markalar var. Sadece bir etiket ile havlunuzun ya da çarşafınızın değerini 4’e katlamanız mümkün.” dedi. 

"ÇİN SADECE TEDARİK MERKEZİ DEĞİL"

Denizli’den ihracat yapılan ülkeler arasında 8’inci sırada yer alan Çin, hakkında sorulan bir soruya cevap veren Kocasert, “5 yıl kadar önce bir basın toplantısında Çin’i herkesin  bir tedarik merkezi olarak gördüğünü  fakat Çin’in  Dünyanın en önemli pazarlarından bir tanesi olduğunu vurgulamıştım. Bunun örneğini Denizli İhracatında görüyoruz. “Çin’de çok yüksek gelir düzeyine sahip, inanılmaz tüketim alışkanlığı olan yüzde5-6’lık bir grup var. Bu oran dünyanın pek çok ülke nüfusundan daha fazla. Bu insanlar asla Çin malı kullanmıyorlar. Bu insanlar lüks tüketime aç ve hazırlar. Bunu göz önüne alarak Çin’e gidersek Çin bizim için sadece bir alım değil aynı zamanda bir satım merkezi olur. 5-6 yıldır bu yönde olumlu gelişmeler var.  Çin’e yapılan ihracatın önemli bir seviyede olmasının sebebi de Çin, Denizli’den önemli miktarda maden ürünü satın alıyor. Denizli ile Çin arasında çok ciddi bir maden işbirliği var.” dedi.

“RUSYA SIKINTISININ BU SENE ÇÖZÜLECEĞİNİ UMUT EDİYORUZ”

Türkiye’nin önemli pazarlarından biri olan Rusya ile ilişkilerin  normale dönmesi için 2017 yılında çok büyük adımlar atıldığını söyleyen Kocasert, “Rusya  ile ilgili yaşanan sıkıntılarda sadece domates krizi yok. 2 ülke arasında 2017 yılında bir çok kez görüşmeler oldu. en üst seviyede olumlu adımlar atıldı. Ama bunun ticarete etkisi tam anlamıyla gerçekleşmiş değil. 2017 yılı ilişkilerin olumluya gitmeye başladığı dönem oldu. 2018 yılında yaşanan kriz öncesi rakamlara ulaşırız diye umut ediyorum.” İfadelerini kullandı. 

DOLARDAKİ ARTIŞ MANİPÜLE EDİLİYOR

Dolardaki kur hakkında değerlendirmelerde bulunan Kocasert, “ 2017 yılında Amerikan doları Eylül ayında  3.38 ile en düşük seviyeyi, Kasım ayında ise 3 98 ile en yüksek seviyeyi gördü. Yüzde 17 lik kendi içinde bir fark yaşadı. 2017 yılında Amerikan Doları genel olarak yüzde 7 civarından değer kazandı.  Bir takım çevreler tarafından doların yükselişi propaganda malzemesi olarak kullanılıyor. Oysa hepimizin bildiği bir gerçek var. Ülkemizde bu sene yüzde 12 civarından bir enflasyon yaşandı.  Dolardaki artış ise yüzde 7’de kaldı.  Dolayısıyla dolarda çok ciddi bir yükseliş yaşanmadı.  Fakat sorun şu ki Eylül ayında 3.38’i gören kur 2 ay sonra 3.91’i gördü. Arada yüzde 17’lik bir makas var. Bir anda büyüyebiliyor.  Bizim problemiz bu. Özellikle maliyetlerimizi ve satış fiyatlarımızı hesaplama da dalga boyu ne kadar az olursa bizim için o kadar büyük avantaj.”    
 

Yorumlar (0)