Dünyada ve Türkiye'de Gıda Sorunu

“Petrolü kontrol edersen ulusları kontrol edersin, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin.”

ABD Eski Dışişleri Bakanı – Henry Kissinger

Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı’nın (BCFN) The Economist Intelligence Unit (EIU) işbirliğiyle hayata geçirdiği Gıda Sürdürülebilirlik Endeksi’nin 2018 verilerine göre ilk sırayı 76,1 puanla Fransa aldı. Fransa’yı 75,6 puanla Hollanda, 75,3 puanla Kanada, 74,1 puanla Finlandiya, 73,8 puanla Japonya takip etti. Türkiye, GSE’nde, 17 başlıkta iyi, 11 başlıkta orta, 9 başlıkta ise düşük puan alarak; genel sıralamada 60,1 puan ile 58’inci sırada yer buldu.  ABD ise 26. Sırada yer aldı.

Peki sürdürülebilirlik nedir?
Birleşmiş Milletler’e göre sürdürülebilirlik insanlığın doğanın gelecek kuşakların gereksinimlerine cevap verme yeteneğini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçları temin ederek, kalkınmayı sürdürülebilir kılma yeteneğidir.  Gıdada sürdürülebilirlik ise bizden sonra gelecek neslin, doğal yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılanmasıdır.

İstatistikler Ülkemizin gıda sürdürülebilirliği konusunda durumunun pekte iç açıcı olmadığını gösteriyor. Ülkemizde 2002’de 26 milyon 579 bin hektar olan tarım arazisi 2017’de 23 milyon 379 bin hektara kadar düştü. Yakın zamana kadar "Türkiye, tarımda dünyanın kendi kendine yeten 7 ülkesinden biridir." sözü Türk halkının zihnine kazınmış iken ülkemiz 2018 yılında sadece şeker üretiminde kendi kendine yeter durumdaydı. An itibariyle durumu özetleyecek yeterli kelime bulmak çokta kolay değil…..

Bütün bu yaşananlar tesadüf mü?
Küresel güçlerin dünya genelinde uzun süredir uyguladığı gıda politikalarının mantığını şöyle özetliyor İktisatçı J.W.Smith: ”Tarlalar ne kadar mekanize edilirse o kadar yüksek oranda ve üçüncü dünya ülkelerinden bile ucuza ürün elde edilebilir. Ucuz yiyecek üçüncü dünya ülkelerine verildiğinde ya da satıldığında onların yerel tarım ekonomisi yıkıma uğrayacaktır. Eğer fakir ve işsiz üçüncü dünya ülkeleri kendi topraklarına sahip çıkıp endüstriyel araçlara erişebilirlerse ve ucuz ithalattan korunurlarsa yüksek protein ve kalorili tahıllar ekebilirler ve kendilerine yetebilir hale gelirler.”

Küresel güç deyince hepimizin aklına öncelikle ABD gelir. Peki ABD’nin küresel anlamda gıda politikası nedir? 
Bu politikanın ne olduğunu 1973 yılında Şili’de Salvador Allende hükümetinin Askeri Diktatör Augosto Pinochet tarafından yapılan askeri darbeyle bertaraf edilmesinde yatar. Şili’de hükümetin başına Salvador Allende geldikten sonra ABD yiyeceğinin ülkede kısıtlanmasına yönelik reformlar yapılmıştı. Yapılan reformlardan sonra CIA, Dış İşleri Bakanlığı ve sağ görüşlü zengin arazi sahipleri tarafından desteklenen Diktatör Pinochet askeri darbe yapmıştır. Şili’de yaşanan askeri darbeden sonra ABD yiyeceği piyasada satılmaya başlanmış, bunun sonucunda ülkede yüksek enflasyon ve alım gücü hasara uğramıştı. Askeri cunta bu işten en karlı çıkan taraftı. Çünkü gıda yardımı sayesinde ödeme dengeleri kolaylaşmış, askeri harcamalar serbest kalmıştı. Şili o sırada ABD’den en çok silah alan ülkeler sıralamasında 9. Sıradaydı.

ABD’nin gıda politikasının hedefindeki ülkeler Şili’den ibaret değildi elbette. Dünyada gelişmekte olan kaynak zenginliği açısından zengin olan ülkeler namlunun ucundaydı. Baştan beri bu ülkeler arasında Türkiye’de mevcuttu.

ABD’nin gıda politikalarını uygulama yöntemlerden bazıları askeri darbeler, taraf hükümetleri desteklemekti. Bu desteklemenin sonucunda GDO’lu ve kendi ya da ittifaklarının üretimi olan gıdaları hedefteki ülkelere sokmaktı. Nitekim günümüze dönecek olursak ABD’nin gıda politikalarının büyük oranda başarılı olduğunu anlayabiliriz.

Yaşanan gıda sorununda çözüm nedir?
Çözümü pekte uzakta aramaya gerek yok…..Gazi M. Kemal ATATÜRK, 17 Şubat 1923 İzmir İktisat Kongresi'ni Açış Söylevinde:

ataturk

" ... . Arkadaşlar, kılıç ile fütuhat yapanlar, sabanla fütuhat yapanlara mağlûp olmaya ve binnetice terki mevki etmeye mecburdurlar. Nitekim Osmanlı saltanatı da böyle olmuştur. Bulgarlar, Sırplar, Macarlar, Romenler sabanlarına yapışmışlar, muhafazi mevcudiyet etmişler, kuvvetlenmişler; bizim milletimiz de böyle Fatihlerin arkasında serserilik etmiş ve kendi anayurdunda çalışmamış olmasından naşi bir gün onlara mağlûp olmuştur. Bu bir hakikattır ki, tarihin her devrinde ve cihanın her yerinde aynen vaiki olmuştur. Meselâ Fransızlar Kanada'da kılıç sallarken oraya İngiliz çiftçisi girmiştir. Bu medeni sabanla kılıç mücadelesinde nihayet muzaffer olan sabandır. Ve Kanada'ya sahip oldu. Efendiler kılıç kullanan kol yorulur, nihayet kılıcı kınına koyar ve belki kılıç o kında küflenmiye, paslanmaya mahkûm olur. Lâkin saban kullanan kol gün geçtikçe daha ziyade kuvvetlenir ve daha çok kuvvetlendikçe daha çok toprağa malik ve sahip olur. "

Değerli zamanınızı ayırıp yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazımda atıflarda bulunduğum, yardım aldığım ve okumanızı şiddetle tavsiye ettiğim kitaplar ve makaleler:

Küresel Tam Hakimiyet, Ölüm Tohumları, Para’nın Tanrıları – F. William Engdahl

Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU’nun tüm kitapları

IFPRI 2018 Küresel Gıda Politikaları Raporu

2018 Gıda Krizleri Küresel Raporu

OECD Tarım Politikaları İzleme ve Değerlendirme 2016 raporu

Dünya’da Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu 2017 Raporu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verileri

YORUM EKLE
YORUMLAR
Halil Tekkanat
Halil Tekkanat - 1 ay Önce

Õmer bey,yazinizi begendim fakat herkes herseyin farkinda ama en son noktaya geldigimiz zaman insanlar donup birbirine bakip ne yapacagiz dediginde iste o zaman cok gec kalmis olacagiz.Hukumetin yanlis politikalari devam ettigi surece gida adina,maalesef hep pahali yemeye devam edicez.Umutsuz vaka tekkanathalil@gmail.com