Sabahın erkeniydi. Gözüm kargocudaydı o gün. Bekledim durdum, kapıyı  bacayı kontrol etim. Pencereden baktım sağı solu kolaçan ettim. Ekranı açtım günlük haberler dikkatimi çekti. Çaycı nerde kaldı yaaa gel artı bi demli çay da içemeyecek miyiz? Desem ne olacak telefon ettim.  Masa üstünde duran kuru kayısıdan ağzıma atım şifa niyetine, evdim eveledim, geveledim. Yarın kalan gevreğimi  dişledim. Sıkıldım, şöyle kalkayım, dolanayım  dedim hooop bi baktım tuvaletin kapısında düğündekileri çekiştiren kokoş hanımlara laf yetiştirmekteyim. Odaya geri döndüm selam kelam arasında vakit uçtu geçti, Kargocum geldi, adıyla sanıyla eliyle  koymuş gibi  buldu beni, siparişimi  uzattı. Bekleyişim anı biterken aldı beni bir heyecan.  veeee dedim işte  o an ve sen ve ben  baş başbaşayız.  Tuttum, dokundum, açtım kokladım. Bi daha baktım bi daha baktım, bi daha  kokladım. Ücreti var dediler, verdim.   Kapağını açar açmaz “Yüz Doktor,  Yüz Hastalık,”   karşımdaydı, hiç vakit kaybetmeden okumaya başladım.  Kargocu bulduk papazı dercesine sıratıma baktı, -pek te evcil- kim bu adam , tanıyor musun diye sormaz mı? Tabi ki dedim pek övünerek, fuarda karşılaştık onunla, bir yandan da dizgeye giren, anlatılmaya değer görülüp ayrılan seçkin  olguları  kimin dilinden yazıldığını, osunu busunu, şusunu tartmakla meşgulum, son noktayı koydum. Tek tek konuştum. Tanıdığım ennnnn k a d i m  gazeteci. “Hürriye Ege”  ekinde yazar yıllarca, ne desem şimdi bilmiyorum ki, bi dolu sağlık yazarı var piyasada, kim ekranlarda inmez oğlu inmez, kimi otunu, çöpünü  pazarlar habire,  özel kliniği vardır reklam alır durmadan,  sadece iyi niyetten emin ol  kapıya kadar özel tanıtım ücretli koca karı  merhemleri, ilaçlar  yollar,  kilo düşürmeden tutunda uçkura varıncaya kadar artık ne arasanız  bi çırpıda şettiiriiii verir atar, anla artık durumu, ölüyü diriltirler , kocamış  avarda çocuk doğurturlar, bebeye don biçerken, anasına  güğüm güğüm süt vaat ederler, tekleyen kalbi mi var  amca bey, geeel vatandaş gellll,, damarlar açılır, inci boncuk saçılır, bi bakmışsın ki  koca Babadağ önünde düz ayak olmuş, diyen sağlık bezirganlarına inat  en doğru, en kaliteli sağlık haberciliği en çok  ona yakışır,  o bilir bu işleri. ..Pek evcil benim kargocu maşallah ,  devam etti . Adı ne bu adamın. Yanıtım gecikmedi, “Bülent KATARCI”  onun adı. Yazılarını okurdum köşesinde ama bu değerli abimle  yüz yüze tanışabilmek geçen yıl  nasip oldu. Yeni kitabı çıktı haber alır almaz sipariş ettim, al bak senin de ilgini çekecektir, konu komşuya haber et, hem kargocusun sen, önce çalıştığın kuruma sonra ailene hani valideler çok meraklıdırlar ya pederlere nazaran sağlık işlerine, erkekler aşk meşk işinde, kadınlar şifa peşinde koşar ya ,,,annene okut önce annene,,bir de sorması ayıp ne meraklı adamısın sen?, Soruma soruyla cevap veri, yoksa sen demi gazetecisin ?Yoooook canımmmm, daha neler,,,, gaztecilik kim biz kimiz,,,,eeeeee, ne desem,,,,, ben şeyyyyy, sadece,,,, işte,,, böyle değerli kişileri tanımayı severim sadece.

Bir de henüz henüz yaşarken hak edene değerini vermeyi, o kadar…

     Öyleydi böyledi derken kargocuyu yolladım dışarı. Sonra aldım elime “Bülent Katarcı” yazarlı “ Yüz Doktor Yüz Hastalık”  kitabını içine düşercesine okudum, sayfalar arasında kayboldum.   Bayram’da İzmir’de  annemin elini öpmeye gideceğim ya hep olduğu gibi,  ona  hediye  olsun diye yanıma aldım.

    Yüz bin kere hela olsun sana,  yaşa Bülent Abi, iyi ki varsın…         

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.