DEPRESYONDAMIYIZ ACABA?

Günümüzde psikiyatrik sorunların varlığı dikkat çekecek ölçüde artmıştır. Bu hem bireysel hem de toplumsal boyutta, önemli bir halk sağlığı problemi haline gelmiştir. Dünya Sağlık Örgütü psikiyatrik hastalıkların neden olduğu işgücü kaybının demir eksikliği anemisi, artrit, KOAH gibi sık rastlanan hastalıklardan iki-beş kat daha fazla olduğunu ve tedavisi mümkün olmasına karşın depresyonun yol açtığı yeti yitiminin koroner arter hastalıkları ve diabetes mellitus gibi hastalıkların yaptıklarıyla benzer olduğunu bildirmektedir.
 

Psikiyatrik bozukluklar içinde en sık görüleni depresyondur. 

Tıptaki ve teknolojideki ilerlemelere bağlı olarak birçok hastalık ya  ortadan kaldırılmış ya da etkin tedavilerle kontrol altına alınmışken, depresyon  bütün dünyada ve ülkemizde hızla artmakta ve büyük bir sağlık sorunu haline gelmektedir. Depresyona bağlı işgücü kayıpları, verimlilikteki düşüşler büyük bir ekonomik kayba sebep olmaktadır. Depresyon sıklığındaki artışın yanı sıra başlama yaşı da düşmüştür. Buna bağlı olarak depresyona bağlı alkol ve madde kullanımı da özellikle gençler arasında hızla yaygınlaşmaktadır.
 

Depresyonun halk arasında hastalık olarak değerlendirilmemesi ve tedavisi yoluna gidilmemesi önemli bir toplumsal problemdir. 

Depresyonlu hastaların çoğu hekimlere ancak depresyonun somatik semptomları mevcut olduğu zaman başvurmaktadır. Bu nedenle kliniklerde teşhis edilen depresyonlu hasta sayısı, mevcut hastaların ancak çok az bir kısmını oluşturmaktadır. Hastaların çoğu da bu yüzden farklı branşlara başvurmaktadır.
Depresyon dünyada tüm hastalıklar içinde  dördüncü sırada yer almaktadır. Bayanlarda erkeklere göre ik kat daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir.
Depresyon sıklıkla bayanlarda  tipik olarak umutsuzluk, çaresizlik, bıkkınlık, bedensel şikayetler şeklinde belirti verirken erkeklerde aşırı sinirlilik, öfke, kendine güvensizlik şeklinde belirti gösterir.

Stresli hayat olayları ile depresyon ortaya çıkması arasında önemli ilişki olduğunu savunanlar olduğu gibi, bunların ancak depresyonu ortaya çıkarıcı bir etkilerinin olabileceğini öne sürenler de vardır. Burada önemli olan, genelde olayın içeriği ve büyüklüğünden ziyade  stresli yaşam olayının bireyce nasıl algılanıp değerlendirildiği, bu olayla başetme gücünün ne kadar ve nasıl olduğudur.
 

Depresyonda Görülen Genel Belirtiler  

En başta gelen belirti kişinin kendisini kederli, üzüntülü ve mutsuz hissetmesidir. İlgi istek  kaybı da özellikle ön plandadır. Kişi daha önce zevk alarak yaptığı işlerden artık zevk alamaz. Çaresizlik, karamsarlık, keder ve elem sıklıkla görülmektedir. Sabah saatlerinde depressif duygular yoğundur. Özellikle sabahları  bir gerginlik, huysuzluk hali olabilir.  Kaygı, endişe birçoğunda görülür ki bununla birlikte tedirginlik, sinirlilik ve tahammülsüzlük, huzursuzluk, kolayca ağlama, çabuk öfkelenme de görülebilir. Konuşmada yavaşlama, kişisel yetersizlik, kendini eleştirme, suçlama, umutsuzluk, karamsarlık, geleceğe ait endişeler ve ekonomik açıdan yoksulluk düşünceleri sıklıkla görülür. 

Hastalarda ölüm düşünceleri oldukça fazladır, genelde %75’inde intihar düşüncelerine rastlanabilir. Bununla birlikte daha ağır tablolarda ciddi intihar girişimlerine kadar varabilir. Onun için hiçbir tabloyu görmezden gelmemek gerekir.  Kararsızlık düşünceleri hemen hemen her hastada kaçınılmazdır. 
Bazı hastalar aşırı bir şekilde bedenleriyle uğraşırlar. Bitkinlikten şikayetçidirler, dayanılmaz ağrı şikayetleri, genellikle baş ağrıları tipiktir ve ayrıca sırt, omuzlar, göğüs ve karında ağrılardan yakınırlar.

İlk şikayetleri ağrı  ve bedensel yakınmalar olunca da  ilk başvurulan doktorlar genelde psikiyatri harici doktorlardır ve bu da tanı koymanın ve tedavinin gecikmesine neden olur. Böylece de psikiyatri doktoruna gelinceye kadar tablo daha da ağırlaşabilir ve tedavisi daha da zorlaşabilir. Onun için çok gecikmeden psikiyatriste başvurmak gerekir.

Hatırlamada güçlük, unutkanlık sıklıkla görülebilir. Bunun için yanlışlıkla beyin MR’ı bile çektirebilirler. Ancak olay gerçek bir unutkanlık hastalığı değil depresyona bağlı olarak gelişen tablodur. Depresyon düzelince unutkanlık da otomatik olarak düzelir.  Dikkatlerini ve düşüncelerini bir konu etrafında yoğunlaştıramazlar.
Hastalar sıklıkla enerji azlığı, güçsüzlük ve çabuk yorulmadan yakınırlar. Daha önce kolaylıkla başa çıktıkları işlerin kendilerine çok ağır geldiğini bu işlerin birazını bile yapamadıklarını ve bu halin dinlenmeyle bile düzelmediğini ifade ederler. Enerji kaybı sorumlulukların yerine getirilmesine engel olduğu ve işlevselliğin bozulmasında önemli rol oynadığı için hastaların doktora başvurmasına en sık neden olan belirtilerdendir. 

İştah azalması, kilo kaybı, bazı kişilerde de iştah artması görülebilir. Kabızlık,  cinsel istek kaybı, ağrılı adet görme ve ya hiç adet görmeme, adet düzensizliği gibi menstrüel disfonksiyonlara rastlanır. 

Hasta için cinsel fonksiyonları daha önemli olduğu için diğer belirtilere aldırmadan buna yönelik çareler arayabilir. Üroloji veya kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurur v.s. Ancak bu da depresyonun içinde bir belirti olduğundan depresyon düzelince cinsel fonksiyon bozukluğu da düzelir.

Depresyonda uyku bozuklukları genellikle uykuya dalmada güçlük, sık uyanmalar ve sabah uykusuzluğu (insomnia) görülür. Uykunun süresi kısalır, uyku derinliği azalır. Hastalar uykularının dinlendirici olmadığından yakınırlar. Depresyonda en tipik olan sabah erken kalkıp tekrar uykuya dalmakta sıkıntı yaşamaktır.
Zamanla toplumsal, mesleki, sosyal, ailevi alanlarla ilgili görevlerini yapmakta sıkıntı yaşamaya başlarlar. Bu da maddi, manevi ve ailevi yeni problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir.  
 

Depresyon ve İntihar  
 

İntiharlar depresyonun erken döneminde umutsuzluk ve çaresizlik duygularından dolayı genelde çok görülür, buna karşılık iyileşme dönemlerinde de beklenmedik bir umutsuzluk düşüncesine kapılması halinde de intihar girişimi olabilir. Bir kısmı ise ölmek istediğini ancak dini inançları nedeniyle intihar etmediğini ifade eder. Hastalık ağırlaştıkça giderek kendilerini nasıl öldüreceklerini düşünmeye başlarlar ve sonunda bu düşünceler bir plan haline dönüşüp intiharı gerçekleştirirler. 
 

Depresyon Tedavisi 

Depresyon mutlaka tedavi edilmelidir. Onun için mutlaka psikiyatriste başvurmak gerekir. Psikiyatrist  hastanın kliniğine, yaşına, cinsiyetine, v.b faktörleri  göz önünde bulundurarak uygun ilacı hastaya önerir. Düzenli kontrollerle tedavi dozu ayarlanır ve hastanın kliniğine göre ilave psikoterapilerle tedavi güçlendirilir. Depresyon tekrar edebilen bir rahatsızlıktır Tedavinin süresi hastalık tekrarlamasın diye genelde en az 6 (altı) ay olmak kaydıyla hastanın kliniğine göre  ayarlanır.
Alternatif  tedavi yöntemleri  önerenlere, ilaçsız tedavi yapılabilir diyenlere, ben 10 seansta  depresyonu  tedavi ederim diyenlere, hacı-hoca ve geleneksel tedavi şekillerine itibar etmemek gerekir.   Depresyon ciddi  bir bozukluktur. Onun tanısını koyup ve tedavisini düzenlemekte yetkin olan kişiler psikiyatristlerdir. 
    Huzurlu, mutlu, sağlıklı günler dileğiyle……

YORUM EKLE