“Aile Terapisti” Der Demez, Dur Dedim, Dur Bunu Yazalım…

Evet  evet yanlış duymadınız… 
Mutlu Kelişti, haberdenizli.com site sahibi, bu hassas konuya parmak basınca can evimden vurulmuşa döndüm. Biran durdurdum, bocaladım felan, sonra toparlandım, geçmiş anılarımın acısını bir yana bıraktım. Aman dikkat Mutlu bey dedim, ben yandım cümle alem yanmasın! Onun aklında olanı o an bilmiyordum elbette ama konu öyle önem  arz ediyordu ki, vakit kaybetmeden her ne şekilde olursa halka ulaşmak lazım dedim. Ve bu satırları yazdım. İllaki olsun ister çamurdan olsun yeter ki bi “Aile Terapistiniz” olsun mottosu ile vatandaşa servis verenlerin maduru olmayın  diye, anlatılmaya değer tespitlerimi sizin için  kaleme aldım.  
Sizden ricam, önce derin bir nefes alın ve lütfen sesim olan sözcüklere kulak tıkamayın…
Aslında kamuya anlatmakta biraz geç kalındı bu konu. 
Aile Bakanlığı boşanmaları azaltma yönünden bir takım uygulamaları devreye soktu. Ülkenin gündem maddesi olan bu konu aynı zamanda kentimizde çığırından çıkan boşanma olgularına da bir ışık tutar mahiyette... 
Boşanmaların, sadece sayıdan ibaret olmadığının altını çizmek isterim.  Sağlık bakanlığı,  konu sadece yolunda gitmeyen evlilikler değil, özü bireye ve ailelerin ruh sağlığı desteğine dayandığı için bu olaya çoktan beridir dahil aslında…Sorununun çözümünde hem tıp ve hem ruh bilimciler;  bilimsel gerçekleri ve kanıtları kullanabilen sağlam terapist model arayışları için çoktan kolları sıvadılar.
Laf lafı açıyor… 
Gecen hafta içinde, 26 kasım olsa gerek,   Hürriyet gazetesi Duygu Sedefoğlu’nun köşesinde bir röportaj haberi yayınlandı. Türkiye Psikologlar Platformu adına konuşan; Psikolog Mürsel Şeker ve öğrenci Andullgani İçten ile yapılan görüşme hayli dikkatimi çekti. Habere rast gelirseniz mutlaka okuyun, olmadı bi göz atın derim…
Kendileri için yol haritası çıkarmışlar gençler… Diyorlar ki; mesleğimiz uygulama açısından henüz çok yeni olsa da bizler ne yapacağız ne edeceğiz “Mesleki Etik” için adımlar atacağız…
Valla çok iyi olur bence dedim, hem de hiç beklemeden, hızlıca, ivedikle olsun dedim ve  haber içeriğine döndüm. 
Duydu Sedefoğlu soruyor; “Herhangi bir bölümünden mezun olduktan sonra eğitimler alıp terapi yapmaya başlayan, yaşam koçluğu yapan insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Onlar cevap veriyor; Terapi en kısa tanımıyla sağaltım, yani tedavi etmek demektir. İşin ehli olmayan kişiden “tedavi olmak” ne kadar iyi gelebilir sizce? Maalesef istismara açık bir hal aldı. Terapi olmak isteyen bir hasta/danışan gittiği kişinin psikolog olup olmadığını sorgulamaz, bilir ki psikologdur.  Terapi eğitimi 2-3 günlük alınan sözde belgelerle öğrenilmez, terapist olunmaz. Bunun için ciddi bir eğitim sürecinden geçmek gerekir. Röportaj devamında neler var neler?;
Sedefoğlu soruyor; Bu ne kadar tehlikeli? 
Onlar yanıtlıyor; Ruh sağlığı, anne karnından ölüme kadar devam eden ve düşünce, iletişim becerileri, öğrenme, duygusal gelişim, kendine güven gibi bir dizi süreci de ifade eden bir kavramdır. Şayet yetkin olmayan birine ya da sahte bir psikoloğa denk gelindiğinde ruh sağlığımızı daha da kötü edebilir, içinden çıkılmaz bir hal alabilir.
Hay senin ağzını öpeyim kuzum şimdi…
Evet, açmayım som ağzımı dedim dedim dedim, duramadım gene…
Ben bu kentte tam da böyle birine denk geldim. Kızım büyürken olagelen şeyleri biraz abartıp, en yakındaki bulunan benim “psikolog” diye bildiğim, oysa bir okulda sadece“rehberlik danışmanlık” yapan biri ile önce merdiven altında başlayan, sonra onun önerdiği köşe bucaklarda, en sonunda bir ofis odasında noktalanan, her senası acı, her seansı ızdırap, her dakikası zehir zıkkım içirilmişcesine zulle dönüşen,  her seans sonrasında sanki ruhuma çıplak bir el dokunuyor da, saygısızca mıncıklıyor gibi kendimi berbat hissettiğim, kadın olanlar bilir, o malum iki kollu masaya yok yere defalarca yatırılmış bir utancı taşırcasına, terapiden çok eziyete, tedaviden çok ruhsal işkenceye dönüşen bir süreç yaşadım, evet…
Ne yazık ki!
Her seans başına çok para saydım haaaa ve sıkı durun faturası verildi mi?  Yanıtım hayır, ne fatura ne fiş, belge melge yok elimde … 
Her şey bir yana;  bu kendinden başka kimseye sorumlu  hissetmeyen, ruh, beden, sosyal sağlığı kendince  evire çevire bi şeylere benzetmiş, özel teşebbüs terapistte eğer  biraz daha devam etseydim bende herhalde;  para, pul,  benlik, kimlik,  koca, aile saadeti,  onur,  gurur hiç bi şey kalmayacaktı.  Geçtim bunları, biricik yavrum babasını görmeden büyüyen bir genç kız olacaktı…
Ne diyeyim artık?.....  
Valla Psikolog Mürsel Şeker ve öğrenci Andullgani İçten, size buradan sesleniyorum… 
Gençler size çok iş düşüyor… Attığınız bu küçük, ama aslında büyük adımla, inanının ne  kadar da doğru bir yolda yürüyor olduğunuzu ve ne  kadar doğru yol üzerinde olduğunuzu cümle aleme gösterdiniz. 
Başta ikinizi ve akabinde ekibe dahil edeceğiniz nice idealist psikologları, daha şimdiden can-ı yürekten kutlamak isterim. 
Sizleri daha önce görüp tanışma şansım olmadı. Ancak ulus olarak;  mesleğinin değerini yükselten, bilimi yanıltmayan,  insan olmanın gereğini taaaa en baştan kabul etmiş, içselleştirmiş kimlikleri bilmeye, dinlemeye, anlamaya nasıl ihtiyacımız var bilemezsiniz?
Kabul ederseniz eğer,  bu köşeden tebriklerimi yollamak istiyorum…
Ve kolay gelsin diyorum….
Ha! bana gelince, aile içi sorunlarım ne mi oldu? 
Kendi göbeğimi kendim kestim.
Kadın aklımla kendi çarelerimi kendim ürettim…
Ve belli ki şanlı biriydim ,,,, 
Başardım….


  
   

YORUM EKLE