banner915
1671 Okunma
ÇOCUĞUNUZ KİME EMANET!
Son günlerde kamuoyunda ciddi şok etkisi yaratan, 3,5 yaşındaki Yiğit Cem Kaba’nın ölümü üzerine biz de çocuklarda görülen davranış sorunları ile ilgili olarak Psikolojik Danışman Alaaddin Debgici önemli açıklamalarda bulundu:

Davranış Sorunları Dikkate Alınmalı

“Konuşma güçlüğü de dahil her çocuğun gelişimi kendisine özgüdür. Çocukların sergiledikleri davranışları normal ya da normal dışı kabul edebilmemiz için içinde bulunduğu gelişim özelliklerine sahip olup olmadığı ve gelişim görevlerini yerine getirip getirmediği ciddi önem arz eder. Eğer çocuğunuz özellikle gelişim geriliği gösteriyorsa mutlaka bir doktor tarafından tedavi süreci takip edilmelidir. Bunun dışında herhangi bir gelişim geriliği olmamasına rağmen çocuklar bazen normal dışı davranışlar sergileyebiliyorlar. Bu davranış sorunları anne babanın tutumundan kaynaklandığı gibi çocuğun kendisinden de kaynaklanabilir. Aileler böyle durumlarda genelde davranışın değişeceğini umut ederek beklemeyi, ödül ceza yöntemini kullanmayı, zorlamayı ya da tehdit etmeyi deniyorlar. Fakat unutulmamalıdır ki çocukların tekrar ettikleri davranışlar onların yetişkinlik dönemlerinde daha derin izler bırakabilir. Dikkate alınmayan her davranış sorunu giderek artar ve sıklaşır. Öyle ki uzmanların bu davranış sorunlarına müdahale şansında azalır.”

Aileler Hangi Durumlarda Yardım Almalı

Psikolojik Danışman Alaaddin Debgici’ye göre aileler özellikle anne babalık becerilerini artırıcı davranışları öğrenmelidirler. Eğer doğru tutum sergilenmiyorsa davranış sorununa ne şekilde müdahale edilirse edilsin yararlı olmayacaktır. “Seanslarım da sık sık karşılıyorum. Çoğu kültürlü anne baba doğru sandıkları birçok yanlış yapabiliyorlar.” diyen Debgici; eğer aile çocuğun sergilediği davranış sorunlarına herhangi bir müdahale senaryosuna sahip değilse mutlaka bir uzmandan yardım almalıdır.

İlaç Tedavisi ve Danışmanlık Arasındaki Fark Nedir

Debgici’ye göre sadece ilaç tedavisi çocuğun davranışlarını değiştirmesini sağlamaz. “Günümüzde artık sadece ilaç tedavisinin yeterli olmadığı herkes tarafından bilinmekte. Bilişsel davranışçı terapi yönteminin ilaç tedavisiyle karşılaştırmalı araştırmaları bu gün Türkçe’ye dahi çevrilmiş durumda. Buna rağmen ilaç tedavisi özellikle ruh sağlığı alanında bilimsel olarak en geçerli tedavi yollarından birisi. Bir davranış sorunu eğer ki fizyolojik temellerden kaynaklanıyorsa mutlak ilaç tedavisi gerektirir. Aileler böyle durumlarda mutlaka çocuk ve ergen psikiyatrlarına başvurmalı. Ama ilaç anne babanın yanlış tutumunu düzeltmez, ya da çocuğun davranışıyla ilgili sebep sonuç ilişkisi kurmasını, davranışının ona kazandırdıklarını ya da kaybettirdiklerini, neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretmez. İşte bu yüzden aileler ilaç tedavisinin yanında mutlaka danışmanlık hizmeti almalıdırlar. Bu gün “okul fobisi” yaşadığı için psikiyatri servislerine başvuran birçok çocuğun annesi ya geri gönderildiklerinden ya da ilaç verilmesinden şikayetçi. Ya da alt ıslatma sorunu sebebiyle verilen ilaçların birçoğu davranışı engellemesine rağmen çocuk ilacı bıraktığında geri gelme davranışının arttığını birçok araştırma göstermektedir. Bu gün çok popüler olan Dikkat Eksikliği için verilen ilaçlar çocuğun elbetteki dikkatini artırır. Fakat çocuğun televizyon ya da bilgisayar karşısından kalkıp dersini yapması gerektiği inancını ona kazandırmaz. Çocukta bu bilinç oluşmadan verilen ilaç ailenin beklentisini de karşılamayacaktır. Seanslarımdan birisinde bir lise öğrencisi yuttuğu dikkat ilacıyla ilgili şu acı gerçeği ortaya koymuştu; “Hocam ilacı yuttuktan sonra bilgisayarda bir oynuyorum bir oynuyorum ki sormayın. Dikkatimden hiçbir şey kaçmıyor” demişti.  Terapi yani danışmanlık hizmetleri kişinin tutum ve davranışlarını neden değiştirmesi gerektiğiyle ilgili bilinçlenmesine yardımcı olur. Bu nedenle farmakolojik tedavi yani ilaç tedavisi ve terapi hizmeti birlikte yürütülmelidir.

Aileler Nereden Yardım Almalı

Psikolojik Danışman Debgici’ye göre psikoloji eğitimi almamış birçok uzman bu alanda hizmet veriyor. Debgici şunları ifade etti: “Denizli de dahil Türkiye’de yaşam koçu, kişisel gelişim koçu adıyla hizmet veren hatta kendisini terapist, aile terapisti, psikolog gibi tanıtan birçok insan var. Bunların mezuniyetlerine baktığımızda içler acısı bir tabloyla karşılaşıyoruz. İnsanlar hizmet aldığı uzmanın diplomasını bile sormuyor. Bence danışmanlık alanı suistimale çok açık. Denizli’de bile ismi popüler olmasına rağmen hipnozla ağrısız doğum yaptığını iddia eden, çocuklara ve ailelere terapiler yapan çok fazla insan var. Hatta bu insanları kolejler dershaneler çağırıp velilerine seminerler bile verdiriyorlar. İşin kötü yanı bunları denetleyen herhangi bir kuruluşta yok. Oysa bir doktor bir yıl içinde dünyanın denetiminden geçiyor. Terapi özel eğitim gerektiren bir süreçtir. Güzel ve etkili konuşmak yeterli değildir. Ülkemizde maalesef danışmanlık hizmeti ekonomik güç gerektirdiği için insanlar yararlanamıyor. Psikiyatrlar ise yoğunluk sebebiyle danışmanlık hizmeti maalesef veremiyor. Yaptıkları şey genellikle poliklinik muayeneden öteye gitmiyor. 15-20 dakikada bir davranış sorununun temel sebebini, çocuğa kazandırdığı sekonder kazançları, ailenin yanlış tutum ve davranışlarını anlamak ve buna yönelik bir müdahale planı hazırlamak güç. Bu yüzden aileler çocuğu ya da kendisiyle ilgili sorunu olduğunda mutlaka okul rehberlik servisine de başvurmalı. Okullardaki danışman arkadaşlarla irtibata geçmeli ya da imkanları doğrultusunda diplomasını ve uzmanlığını sorabildikleri hatta görebildikleri merkezlere başvurarak terapi hizmeti almayı ihmal etmemeliler. Unutulmamalıdır ki erken müdahale değişimi daha kalıcı ve hızlı yapabilir.”

haberdenizli.com

Son Güncelleme: 15.11.2013 09:37
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.