Jeoloji Mühendisleri Odası Denizli Şube Başkanı Özer Tunçtürk, odanın kuruluş tarihi olan 1974 yılından bu yana Maden Yasası’nda jeoloji mühendislerinin de adının geçmesi için mücadele ettiklerini, meclis alt komisyonlarında yeni hazırlanan ‘Maden Yasası’nda yine jeoloji mühendislerinin bulunmadığını söyledi. Madenlerin büyük bölümünde jeoloji mühendislerinin bulunmasına rağmen resmi olarak hiçbir yaptırımlarının bulunmadığını savunan Şube Başkanı Tunçtürk, “Madenleri maden mühendisleri işletir, biz buna karşı değiliz. Maden mühendisleri madenleri işletirken jeoloji mühendisleri de madendeki rezervi, çıkartılacak madenin yönünü, ekonomik olup olmadığını belirler. Madenin işletilmesinden başka her çalışmayı yürüten jeoloji mühendisleri ne yazık ki maden yasasında yok. Resmen hiçbir yaptırımımız bulunmuyor. 36 yıldan bu yana maden yasasına eklenecek, ‘Jeoloji Mühendisleri de madenlerden sorumludur’ cümlesi ile uğraşıyoruz. Başaramadık. Yeni hazırlanan yasa tasarında da yokuz. Kanun maddesinde ismimiz geçse jeoloji mühendislerinin yapacağı çalışmalarla madenlerden çok daha fazla verim almak mümkün olur. Jeoloji mühendisleri resmen madenlerde olmadığı için yetişmiş mühendisler su sondajı, 1999 yılından bu yana zemin etüdü ve 2007’den bu yana da jeotermal çalışmaların arasına sıkışmış durumda. Türkiye’de 40-45 bin ruhsatlı maden olmasına rağmen toplam 14 bin jeoloji mühendisi bulunuyor. İlimizde ise odamıza kayıtlı 256 üyemiz var. Kanuna bizde eklenirsek bu mühendislerimizin hepsi iş sahibi de olacak, üretime katkı vermeye de devam edecek. Yetişmiş insan gücü istihdamı da artacak ” dedi.
Ar ge yi biz yapabiliriz
Madenlerde araştırma ve geliştirme çalışmalarını yapabilecek mühendislerin jeoloji mühendisleri olduğuna dikkat çeken Başkan Tunçtürk, “Bu güne kadar yapılan jeolojik çalışmalar sonucu varlığı ve rezervi açığa çıkarılarak ilimiz sınırları içinde faaliyetlerini sürdürerek artı değer üreten maden yataklarımız
mermer ve traverten (kesilip parlatılan taşlar), alçıtaşı, linyit kömürü, sodyum sülfat (acı gölde yer alan glauber tuzu), krom, manganez, manyezit (sepiolit-huntit), çimento hammaddesi (kalker-kil), feldispat, kalker-kırma taş-mıcır-kum ocakları, jeotermal sıcak su kaynakları ve torf (sera toprağı)’dır. Bu madenlere ek olarak yeni maden bölgeleri ve yeni maden yataklarını biz belirleriz. İlimizin üstü kadar altıda çok zengin. Bu zenginliğin ortaya çıkartılması ve ekonomiye kazandırılması da jeoloji mühendisleriyle olur. Bunun için madenlerde resmen olmamız gerekiyor. Buda maden kanunda yapılacak yeni bir düzenleme ve eklenecek bir cümle ile mümkün. İlimizde yapılan jeoloji çalışmaları sonucu bulunan ancak çıkartılıp ekonomiye kazandırılacak kadar rezervi yüksek olmayan madenlerde var. Bunlar kükürt, bakır, demir, oniks, altın, asbest, gümüş, kurşun, kuvars, potasyum, zımpara, grafit ve diyatomit’tur. Bu madenlerde ilimizin çeşitli ilçelerinde bulunuyor. Gelişen teknoloji ve jeoloji mühendislerinin özverili çalışmalarıyla bundan 20-30 yıl önce tenör ve rezerv bakımından çalıştırılamayan ocaklar günümüzde ekonomik hale getirilebilir” dedi